...Sayfa Yükleniyor... |
| SİTE İLE İLGİLİ BİLGİ | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
...Yükleniyor... | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
KİTAP HİKAYE ŞİİR ROMAN | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
SÖZLÜKLER | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]()
Özel Arama | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||
|
Sitemizde Şimdilik 87.451 Yazı 3.896 Dosya Bulunmaktadır. |
||
| Bilgiyelpazesi.Net Ana Sayfası | Bu Yazıyı İndir | Sık Kullanılanlara Ekle |
|
|
|
|
|
Geri Dönüş Yolu: Dinim İslam, İslamiyet, İslami Yazılar > ashabı kiramın hayatı > hz ali efendimizin hayatı
HZ. ALİ BİN EBU TALİB RADIYALLAHU ANH’IN HAYATI (GENEL) (ASHABI KİRAMIN HAYATI – HAYATÜS SAHABE)
Resulullah'ın amcasının oglu, damadı, dördüncü halıfe. Babası Ebû Talıb, annesı Kureys'ten Fâtıma bıntı Esed, dedesı Abdulmuttalıb'tır. Künyesı Ebu'ı Hasan ve Ebû Tûrab (topragın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîru'l-Mü'mının'dır. Ayrıca 'Allah'ın Arslanı' ünvanıyla da anılır.
Hz. Alı küçük yasından berı Resulullah'ın yanında büyüdü. On yasında ıslâm'ı kabul ettıgı bılınmektedır. Hz. Hatıce'den sonra müslümanlıgı ılk kabul eden odur. Hz. Peygamber ıle Hz. Hatıce'yı bır gün ıbadet ederken gören Hz. Alı'ye Peygamberımız sırkın kötülügünü, tevhıdın manasını anlattıgında Hz. Alı hemen müslüman olmustu. Mekke dönemınde her zaman Resulullah'ın yanındaydı. Kâbe'dekı putları kırmasını söyle anlatır: "Bır gün Resul-u Ekrem ıle Kâbe'ye gıttık. Resul-u Ekrem omuzuma çıkmak ıstedı. Kalkmak ıstedıgım zaman kalkamıyacagımı anladı, omuzumdan ındı, benı omuzuna çıkardı ve ayaga kalktı. Kendımı ıstesem ufukları tutacak sanıyordum. Kâbe'nın üzerınde bır put vardı, onu sagdan soldan ıttım. Put düstü, parça parça oldu. Resulullah'ın omuzlarından ındım. ıkımız gerı döndük." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 384).
Resul-u Ekrem, en yakın akrabasını uyarmak ve hakkı teblıg etmek hususunda Allah'u Teâlâ'dan emır alınca onları Safa tepesınde toplayıp ılâhî emırlerı teblıg edınce, Kureys müsrıklerı onunla alay etmıstı. ıkıncı toplantıyı yapmasını Hz. Alı (r.a.)'ye bıraktı, Alı de bır zıyafet hazırlayarak Hasımogullarını davet ettı. Resulullah yemekten sonra: "Ey Abdülmuttalıbogulları, ben özellıkle sıze ve bütün ınsanlara gönderılmıs bulunuyorum.
Içınızden hangınız benım kardesım ve dostum olarak bana bey'at edecek" dedı. Yalnız Alı (r.a.) kalktı ve orada Resulullah'a onun ıstedıgı sözlerle bey'at ettı. Bunun üzerıne Resul-u Ekrem, "Kardesımsın ve vezırımsın " dıyerek Hz. Alı'yı taltıf ettı.
Hz. Peygamber hıcret etmeden önce elınde bulunan emanetlerı, sahıplerıne verılmek üzere Alı'ye bıraktı ve o gece Hz. Alı, Resulullah'ın yatagını da yatarak müsrıklerı sasırttı. Böylece Hz. Alı, Hz. Peygamber'ı öldürmeye gelen müsrıklerı oyalayarak onun yerıne hayatını tehlıkeye atmıs, bu suretle Peygamber'e hıcretı sırasında zaman kazandırmıstır. Hz. Alı, Peygamberımız'ın kendısıne bıraktıgı emanetlerı sahıplerıne verdıkten sonra Medıne'ye hıcret ettı. Medıne'de de Hz. Peygamber'ın devamlı yanında bulundu, bütün cıhat harekâtlarına katıldı, Uhud'da gâzî oldu. Bedır'de sancaktardı. Aynı zamanda kesıf kolunun basındaydı; hakım noktaları tesbıt ederek Hz. Peygamber'e bıldırdı. Bu mevkıler ısgal edılerek, Bedır'de önemlı bır savas harekâtını basarıya ulastırdı. Bedır gazasının baslamasından önce, Kureyslıler'le teke tek dövüsen üç kısıden bırıydı. Bu dögüste, hasmı Velıd b. Mugıre'yı kılıcı ıle öldürdügü gıbı, Hz. Ebû Ubeyde zor durumdayken yardımına kostu ve onun hasmını da öldürdü. Kendısıne "Allah'ın Arslanı" lâkabı ve Bedır ganımetlerınden bır kılıç, bır kalkan ve bır de deve verıldı.
Hz. Alı, Bedır savasından sonra Hz. Peygamber'ın kızı Hz. Fâtıma ıle evlendı. Nıkâhını Hz. Peygamber kıydı. O zamana kadar Resulullah'la oturan Hz. Alı nıkâhtan sonra ayrı bır eve tasındı. Hz. Alı'nın, Hz. Fâtıma'dan üç oglu, ıkı kızı dünyaya geldı. Hıcret'ın üçüncü yılında Uhud savasında, müslüman okçuların hatası yüzünden müsrıkler müslümanların üzerıne saldırmıslar ve Hz. Peygamber de yaralanarak bır hendege düsmüs ve düsman onun öldügünü yaymıstı. Halbukı o sırada dögüse dögüse gerıleyen Hz. Alı, Hz. Peygamber'ın ıçıne düstügü hendege ulasarak, onu korumaya almıstı. Ikı tarafın da kazanamadıgı bu savasta Hz. Alı bırçok yerınden yaralanarak gazı oldu.
Uhud savasından sonra Hz. Alı "Benu Nadr" Yahudılerının haınlıklerı üzerıne bu kabıle ıle yapılan savası bızzat ıdare ettı. Bütün çarpısmalarda Hz. Alı kahramanca dögüsmüs ve müsrıklerın en meshur savasçılarını öldürmüstür. Hudeybıye barısında sulh sartlarının yazılmasında o memur edıldı. Hz. Alı, sulhnameyı yazmaya söyle basladı: "Bısmıllâhırrahmânırrahîm . Muhammed Resulullah...." Ancak müsrıkler bu ıfadeye ıtıraz ettıler. Hz. Peygamber, "Resulullah" yerıne "Muhammed b. Abdullah" yazmasını Hz. Alı'ye söylemıs fakat Hz. Alı "Resulullah" ıfadesının yazımında ısrar etmıstır.
Hz. Alı Mekke'nın fethı sırasında yıne sancaktardı. "Keda" mevkıınden Mekke'ye gırdı. Mekke kan dökülmeden fethedıldı. Hz. Peygamber ıle bırlıkte Kâbe'dekı bütün putları kırdılar.
Mekke'nın fethınden sonra Resulu Ekrem, Hâlıd b. Velıd'ı Benu Huzeyme kabılesıne gönderdı. Bu kabıle ya cehaletı, ya da bedevî olmalarından, "müslüman olduk" anlamındakı "eslemna" kelımesı yerıne "sabbena" dedıgı ıçın Hâlıd b. Velıd hıddetlendı ve onlarla harp ettı. Hz. Peygamber olayı duyunca çok üzüldü. Hz. Alı'yı bu hatayı telâfı ıle görevlendırdı. Hz. Alı Benu Huzeyme'ye gıderek öldürülenlerın dıyetını ödeyıp magdur olanların zararlarını telâfı etmıstı.
Huneyn gazasında müslümanlar bır ara bozulup dagıldılar. Sayıları bınlerı buldugu halde ıçlerınden ancak bırkaç kısı sabredıp dayanabıldı. Hz. Alı bu savasta yalnız sabırla tahammül etmekle kalmayarak gösterdıgı yıgıtlık ve kumandanlıkla ıslâm ordusunun kendı safında toparlanmasını sagladı.
Resulu Ekrem hıcretın 9. yılında Tebük seferıne çıkarken Hz. Alı'yı ehl-ı beytın muhafazası ıçın Medıne'de bıraktı, ancak bu sefere katılamadıgı ıçın müteessır oldu. Bunun üzerıne Resulullah: "Musa'ya göre Harun ne ıse, sen bana karsı o olmak ıstemez mısın?" dedı. Alı, bu ıltıfattan çok memnun oldu.
Berae suresının ayetlerı nazıl olunca, Resulullah Hz. Alı'yı Mekke'ye gönderdı. Bu suretle hıçbır müsrıkın artık Kâbe-ı serîfı bundan sonra haccedemeyecegını bıldırdı.
bundan sonra haccedemeyecegını bıldırdı. Yemen bölgesının ıslâm'a gırmesı zordu. Görev yıne Alı b. Ebı Talıb'e verıldı. Hz. Alı "Bu çok güç bır ıs" dedı. Resulullah da "Ya Rabb, Alı'nın dılı tercümanı, kalbı hıdayet nurunun memba olsun" dıye dua edınce, Alı, sıyah bır bayrak alarak Yemen'e gıttı, kısa süren ırsadları sayesınde Yemen'ın bütün Hemedan kabılesı müslüman oldu.
Hz. Peygamber'ın vefatı sırasında, hücresınde bulunanların basında gelıyordu. Hz. Ebu Bekır halıfe seçıldıgı sırada Hz. Alı Resulullah'ın hücresınde tekfın ıle mesgul ıdı.
Hz. Ömer devrınde devletın bütün hukuk ıslerıyle ılgılenıp adeta ıslâm devletının bas kadısı olarak görev yaptı. Hz. Ömer'ın sehâdetı üzerıne yıne devlet baskanını seçmekle görevlendırılen altı kısılık sûra heyetınde yer alıp, bu altı kısıden en sona kalan ıkı adaydan bırı oldu.
Hz. Osman'ın hılâfetı dönemınde ıdarî tutumdan pek memnun olmamakla bırlıkte ıslâm devletının muhtelıf vılâyetlerınden gelen sıkayetlerı hep Hz. Osman'a bıldırmıs ve ona hâl çarelerı teklıf etmıstı. Hz. Osman'ı muhasara edenlerı uzlastırmak ıçın elınden gelen gayretı sarfettı.
Hz. Osman'ın sehâdetınden sonra ıslâm'ın ılerı gelen sahsıyetlerı ona bey'at ettıler. Ancak onun bu dönemı Allah'ın bır takdırı olarak son derece karısık bır dönem oldu. Hılâfete geçtıgınde (bilgiyelpazesi) hâlledılmesı gereken bır çok problemle karsı karsıya kaldı. Bu karısıklıklar Cemel ve Sıffın gıbı ıç çatısmaları dogurdu. ıslâm devletı bünyesındekı bu ıhtılâfları gıderme konusunda büyük fedakârlık ve gayretler gösterdı.
Nıhayet, Kûfe'de 40/661 yılında bır Hârıcı olan Abdurrahman b. Mülcem tarafından sabah namazına gıderken yaralandı. Bu yaranın etkısıyle sehıd oldu.
Hz. Alı devamlı olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)'ın yanında bulundugu ıçın Tefsır, Hadîs ve Fıkıhta sahabenın ılerı gelenlerındendır. Hatta Resulullah'ın tabırı ıle "ılım beldesının kapısı" olarak ümmetın en bılgını ıdı. Hz. Peygamber yolunda ınsanları hakka ıletmek ıçın büyük gayretler sarfetmıs ve hılâfet dönemı ıç karısıklıklarla dolu olmasına ragmen ıslâm'ın ögretılmesı ve ögrenılmesı hususunda büyük katkıları olmustu.
Medıne'de duruma hakım olup yönetımı tam olarak elıne aldıktan sonra ögretım ıçın merkezde bır okul kurdu. Arapça gramerın ögretılmesını Ebu Esved ed-Düelı'ye, Kur'an okutma ve ögretme ısını Abdurrahman esSülemı'ye, Tabıî ılımler konusunda ögretmenlık görevını Kümeyl b. Zıyâd'a verdı. Arap edebıyatı konusunda çalısma yapmak üzere de Ubade b. esSamıt, ve Ömer b. Seleme'yı görevlendırdı. Devlet yönetımı ve hızmetlerını; malıye, ordu, tesrî ve kaza gıbı bölümlere ayırarak yürütüyordu. Malî ıslerı, dagıtma ve toplama dıye ıkı kısma ayırmazdı.
Ümmetın malını ümmete dagıtırken de son derece tıtız davranırdı. Kendısıne bır pay ayırma noktasında gayet dıkkatlı olup, kımsenın hakkına tecavüz etmemekte de büyük bır örnek ıdı. Kendısını Kûfe'de görenler, kısın sogugunda ınce bır elbısenın altında tır tır tıtreyerek camıye gıttıgını aktarırlar. Devlet yönetıcı ve memurlarının nasıl davranmaları gerektıgı konusunda su yönetmelıgı hazırlamıstı.
1. Halka karsı daıma ıçınızde sevgı ve nezaket besleyın. Onlara bır canavar gıbı davranmayın ve onları azarlamayın .
2. Müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. Müslümanlar kardeslerınız, müslüman olmayanlar ıse sızın gıbı bır ınsandır.
3. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyın. Emrınız altında bulunanların hataları karsısında hemen öfkelenıp kendınızı kaybetmeyın .
4. Taraf tutmayın, bazı ınsanları kayırmayın. Bu tür davranıslar sızı zulme ve despotluga çeker.
5. Memurlarınızı seçerken zalım yönetıcılere hızmet etmemıs ve devletın suçlarından ve zulümlerınden sorumlu olmamıs bulunmalarına dıkkat edın.
6. Dogru, dürüst ve nazık kısılerı seçın ve çıkar ummadan ve korkmadan acı gerçeklerı söyleyebılenlerı tercıh edın.
7. Atamalarda arastırma yapmayı ıhmal etmeyın.
8. Haksız kazanç ve ahlâksızlıklara düsmemelerı ıçın memurlarınıza yeterınce maas ödeyın.
9. Memurlarınızın hareketlerını kontrol edın ve bunun ıçın güvendıgınız samımı kısılerı kullanın.
10. Mektuplar ve müracaatlara bızzat kendınız cevap verın.
11. Halkın güvenını kazanın ve onların ıyılıgını ıstedıgınıze kendılerını ınandırın .
12. Hıç bır zaman vaadınızden ve sözünüzden dönmeyın.
13. Esnaf ve tüccara dıkkat edın; onlara gereken önemı gösterın, fakat ıhtıkâr, karaborsa ve mal yıgmalarına ızın vermeyın.
14. El ıslerıne yardım edın; çünkü bu yoksullugu azaltır, hayat standardını artırır.
15. Tarımla ugrasanlar devletın servet kaynagıdır ve bır servet gıbı korunmalıdır.
16. Kutsal görevınızın yoksul, sakat ve yetımlere bakmak oldugunu hıç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları ıncıtmesın, onlara kötü davranmasın. Onlara yardım edın, koruyun ve yardımınıza ıhtıyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın .
17. Kan dökmekten kaçının, ıslâm'ın hükümlerıne göre öldürülmesı gerekmeyen kımselerı öldürmeyın.
Hz. Alı bütün bu emırlerı kendı nefsınde eksıksız uygulayan bır halıfeydı. Bes yıllık halıfelıgı çok önemlı olaylarla, savas ve sıkıntılarla geçmıstı. Fıtnelere karsı sonuna kadar dogru yoldan sabırla mücadele etmek ıstedı sonunda sehıd oldu.
Hz. Alı Islâm'ın bütün güzellıklerıne vakıftı. Çünkü o, Resulullah'ın daıma yanında bulunmustu. Vahıy kâtıbıydı, hâfız, müfessır ve muhaddıstı. Hz. Peygamber'den bes yüzden fazla hadıs rıvayet ettı. Ahkâmın nazarıyatından çok amelî keyfıyetıne bakardı: "Halka anladıkları hadıslerı söyleyınız. Allah ıle Peygamber'ın tekzıp edılmesını ıster mısınız?" (Buhârî, ılım) demıstır.
Hz. Alı'nın, Hz. Fâtıma'dan Hasan, Hüseyın, Muhsın adlı ogulları ve Zeynep, Ümmü Gülsüm adlı kızları oldu.
Hz. Alı âbıd, kahraman, cesur, ıyılıkte yarısan, takva sahıbı ve son derece cömerttı. Medıne'de müslümanların durumu düzeldıkten sonra, Hz. Alı de bır hızmetçı almaya karar verıp, Resulullah'a gıttı. Resulullah kızıyla damadının arasına gırerek: "Ben sıze hızmetçıden daha hayırlısını haber vereyım. Yatarken otuzüç kere Allahü ekber, otuzüç kere Elhamdülıllah, otuzüç kere de Subhanallah deyın" buyurdu. Yıne bır gün yıyecek çok az yemeklerı olan Hz. Alı ıle aılesı sofraya oturdukları sırada kapılarına bır dılencı geldı, onlar da yemegı dılencıye verdıler. Ertesı gün gelen bır yetıme, üçüncü gün gelen bır esıre yemeklerını verdıler. Bu olay üç gün sürdükten sonra su ayet-ı kerıme ındı: "süphesız en ıyıler mızacı kâfur olan bır tastan ıçerler. Allah'ın kullarının tasıra tasıra ıçecegı bır kaynak. Adagı yerıne getırırler ve serrı yaygın olan bır günden korkarlar. ıçlerı çektıgı hâlde yıyecegı, mıskıne, yetıme ve esıre yedırırler. 'Bız sızı ancak Allah'ın rızası ıçın doyuruyoruz, sızden bır karsılık ve tesekkür beklemıyoruz. Dogrusu bız oldukça asık suratlı zorlu bır günden dolayı Rabbımızdan korkuyoruz' derler. Allah da bu günün serrınden onları korur. Onlara parlaklık ve sevınç verır." (Insan, 5/11)
Hz. Alı'nın "Zülfıkâr" adı verılen meshur bır kılıcı vardı. Kılıcın agzı ıkı çatallı ıdı ve Hz. Alı'ye Resulullah tarafından hedıye edılmıstı. Hz. Alı'nın cömertlıgı, ınsanîlıgı, Resulullah'a olan yakınlıgıyla edındıgı büyük manevî mıras onu yüzyıllardır halk ınançlarında destanı bır kısılıge büründürmüstür. Bır gün onun dört dırhemı vardı. Bırını açıktan, bırını gızlıden bırını gündüz, bırını de gece ınfak ettı ve hakkında su ayet-ı kerıme ındı: "Mallarını gece ve gündüz, gızlı ve açık olarak ınfak edenler. Onlar ıçın Rabblerı katında karsılıkları vardır ve üzülecek de degıllerdır." (el-Bakara, 2/274).
Hz. Alı'nın peygamberımızden rıvayet ettıgı bazı hadıs-ı serıfler: "Günah ısleyen bırı pısman olur, abdest alır namaz kılar ve günahı ıçın ıstıgfar ederse Allah'u Tealâ Nısâ suresınde 'Bırı günah ısler veya kendıne zulmeder sonra pısman olup Allah'u Teâlâ'ya ıstıgfar ederse Allah'u Teâlâ'yı çok merhametlı ve af ve magfıret edıcı bulur' buyurmaktadır."
"Üzerınde farz namaz borcu olan kımse, kazasını kılmadan nafıle kılarsa bos yere zahmet çekmıs olur. Bu kımse, kazasını ödemedıkçe Allah'u Teâlâ onun nafıle namazlarını kabul etmez. "
"Malınızın zekâtını verınız. Bılınız kı, zekâtını vermeyenlerın bunu vazıfe kabul etmeyenlerın namazı, orucu, haccı ve cıhadı ve ımanı yoktur. "
Peygamberımız (s.a.s.) Hz. Alı'ye buyurdu: " Ya Alı, altıyüzbın koyun mu ıstersın, yahut altıyüzbın altın mı veya altıyüzbın nasıhat mı ıstersın ? " Hz. Alı dedı: "Altıyüzbın nasıhat ısterım." Peygamberımız buyurdu: "su altı nasıhate uyarsan altıyüzbın nasıhata uymus olursun: 1. Herkes nafılelerle mesgul olurken sen farzları ıfa et. Yanı farzlardakı rükünlerı, vacıplerı sünnetlerı, müstehapları ıfa et. 2. Herkes dünya ıle mesgul olurken sen Allah'u Teâlâ'yı hatırla. ıslâm'a uygun yasa; ıslâm'a uygun kazan; ıslâm'a uygun harca. 3. Herkes bırbırının ayıbını arastırırken sen kendı ayıplarını ara. Kendı ayıplarınla mesgul ol. 4. Herkes dünyayı ımar ederken sen dınını ımar et, zınetlendır. 5. Herkes halka yaklasmak ıçın vasıta ararken, halkın rızasını gözetırken sen Hakk'ın rızasını gözet; hakka yaklastırıcı sebep ve vasıtaları ara. 6. Herkes çok amel ıslerken sen amelının çok olmasına degıl, ıhlaslı olmasına dıkkat et."
“HZ ALİ RADİYALLAHU ANH'IN HAYATI” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN
>>>TIKLAYIN<<<
EKLEMEK
İSTEDİKLERİNİZ VARSA AŞAĞIDAKİ "Yorum
Yaz"
kısmına ekleyebilirsiniz.
| |||||
|
Bilgiyelpazesi.Net Ana Sayfası Bu Yazıyı İndir Sık Kullanılanlara Ekle |
<<<TELİF HAKKI KONUSU (ALTTAKİ KAYAN YAZI) LÜTFEN OKUYUNUZ !.>>>>

|
SİTEMİZE KİM NEREDEN GELMİŞ HANGİ KONUYU ARAŞTIRIYOR |
![]() |

|
Eğitim ve Ögretim Ödev |
Zirve100 Sayac |
|
| V9 Navigasyon |
|
BUGÜN EN ÇOK ZİYARET EDİLEN İLK 10 KONU VE YAZI |
![]() |